Pages

Ads 468x60px

12 Aralık 2012 Çarşamba

Aile İçi İletişim

İletişim; kişilerarasında yer alan düşünce ve duygu alışverişini dile getiren bir terimdir. İletişim, her şeyden önce bir duygu ve düşünce alışverişi olduğu için kişiler, çevresindekilerle kurmuş olduğu ilişkilerde dikkatli ve duyarlı olmalıdır. Dikkatli ve duyarlı bir iletişimde, her düşüncenin söylenmeye ve dinlenmeye hakkı vardır. O halde benim için anlamsız olan bir düşünce, bir başkası için anlamlı olabilir. Bu temel üzerine oturtulmuş kişiler arası iletişim, çok daha dinamik ve demokratik olacaktır. (Elmacıoğlu,1998)
Aile İçi İletişim
Aile, başlangıçta evlilikle oluşan bir müessesedir. Evlilik ise iki karşı cinsten insanın bir araya gelerek oluşturduğu, toplumsal bir kurumdur. İki insan birlikte yaşamak için bir araya geldiği zaman, alışılagelmiş davranışlarını değiştirmek zorundadır. Evliliğin sürekliliği ve aile kurumunun devamlılığı için, karı-kocanın davranış ve konuşmalarını karşılıklı olarak yeniden düzenlemeleri gerekmektedir.
Aile içi iletişim unsurları;
Anne-Baba-Çocuk ilişkisi
Anne-Baba ilişkisi
Anne-Çocuk ilişkisi
Baba-Çocuk ilişkisi
Kardeşler Arası ilişkiler
Aile Büyükleri İle Çocuk ilişkileri
Anne-Baba ile Aile Büyükleri Arasındaki ilişkilerdir.
İletişim, aile içerisinde yaşayan kimselerin sosyal ilişkilerinin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle iletişimin teknik ve yöntemlerini aile üyeleri, özelliklede anne-baba mutlaka öğrenmelidir. Böylece ailede daha sıcak ilişkiler kurulacaktır. (Elmacıoğlu,1998)
Aile İçi İletişim Kopukluğunun Sebepleri
1-Sahiplenme: Genelde erkeklerin kadınlara yaptığı bir durumdur.( "Benim istediğim gibi giyinip, istediğim gibi davranacaksın" tarzı baskılardır)
2-Egemen olma girişimi: Sahiplenmenin bir üst basamağıdır. Her şeyden haberdar olma durumu söz konusudur. Erkekler genelde kıskanıyorum başlığı altında egemen olma dürtülerini tatmin ederler.
3-Saldırganlık-Pasiflik: Saldırganlık iletişim içinde olduğumuzun bir göstergesidir. Dayak mı zararlı? "senin annen olmayacağım sözü mü” zararlı? Üzerinde özellikle durmalısınız. Çünkü fiziksel acıları unutmak ile ruhsal acıları unutmak arasında çok fark vardır. İnsan ruhsal acıları unutmakta daha fazla zorlanmaktadır. Ama bu dayak atın anlamına gelmemelidir.
4-Eleştiriye aşırı duyarlılık:Aile içi iletişim engellerinin biride eşlerin ve çocukların birbirini fazla eleştirmeleri güzel yönlerini görmemeleridir
5-Kıskançlık-Özgüven eksikliği: Aşırı kıskançlık insan yaşamını sınırlandırdığından dolayı aile içi iletişimi engellemektedir.
6-Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı: Her iki bağımlılıklardan birine sahip olan insanların beyinlerinde deformasyon olduğu için normal insan gibi davranamazlar bu da aile içi iletişimsizliğe neden olur.
7-Sosyal ortama girme isteksizliği
8-Utangaçlık
9-Küsme ve surat asma
10-Sık sık sinirlenme
11-Şiddet
13-Duygusal ve fiziksel uzaklaşma.
14-Yalan (Mümkün olduğu kadar şeffaf olun, çünkü sürekli söylenen yalan aile içi iletişimsizliğe neden olur.)
Unutmayalım ki; iyi bir iletişim başkasını olduğu kadar kendimizi de anlama aracıdır. Ne kadar olumlu iletişim varsa, o kadar kendimiz ve ötekiyle barışığız demektir.
Sağlıklı İletişim Kuran Faktörler
Empati: Kendini başkasının yerine koyup, onun neler hissettiğini anlamaya çalışmak.
Saygı (Aktif Dinleme): Bulaşık yıkarken veya TV seyrederken değil, o anlık işinizi bırakıp dinleyin. Çünkü çocuklarda özgüven eksikliğine neden olur.
Saydamlık-Şeffaflık: Duygu ve düşüncelerinizi karşı tarafı mümkün olduğu kadar kırmadan aktarma.
Somutluk: Rahatsızlıklarını somut bir şekilde, yorum katmadan olduğu gibi söyleme. Ve bunu yaparken karşınızdaki kişinin sizinle sağlıklı iletişim kurmak isteyip istemediğini anlayın.(Kaya,2007)
Çocukla İletişim
Aktif dinleme, iletişimin temel bir tamamlayıcısıdır. Aktif dinleyici olduğunuzda; çocuğunuza iletişim kanallarınızın açık olduğunu söylersiniz. Çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini paylaşma ihtiyacı ve/veya arzusu olduğunu kabul edersiniz ve anlayışlı davranırsınız.
Aktif Bir Dinleyici Olabilmek İçin;
· Dinlemek için zaman ayırın. Dikkat dağıtan öğelere mümkün olduğunca engel olun.
· Kendi düşünce ve bakış açınızı bir yana bırakıp, kendinizi çocuğunuzdan bilgi alacak şekilde hazırlayın.
· Duyduğunuz mesajı dinleyin, özetleyin ve çocuğunuza tekrarlayın. Buna “yansıtıcı dinleme” denir.
· Çocuğunuz konuşurken göz kontağınızı sürdürün. Başınızı sallayarak ara sıra kapı aralayıcı veya “Evet…Anlıyorum….”gibi tarafsız tepkiler katarak ilginizi gösterin.
· Kendi fikir ve beklentilerinizle uyuşmasa da çocuğunuzun söylediklerini kabul edin ve saygı gösterin.
· Karşılaştığı problemleri çözmesi için çocuğunuza olanaklar yaratın. Cesaretlendirin ve kendisine yol gösterin.

Stres Ve Etkileri

Çocuklar da dahil olmak üzere, yaşayan her canlıyı stres etkiler. Zaten stres etkeninin bir insanı etkilememesi durumunda da normal bir psikolojik yapıdan bahsetmek zor olur. Çocuğun yetişmesinde, hayata adım atmasında en önemli ve vazgeçilmez basamak olan aile ortamı da çocukların psikososyal gelişimini doğrudan etkiler. Aileyi etkileyen her türlü olayın çocukta büyük veya küçük bir etkisini görmek mümkündür.
Aile üyelerinden birindeki bedensel veya ruhsal sorun veya onu etkileyen stres etkeni de aile üyelerinin işleyişini, psikolojisini ve yapısını etkileyecektir. Bu etkilenme sonucunda aile ile birlikte aile içindeki her bireyde, yakın veya uzak gelecekte bazı etkilenme belirtilerinin görülmesi kaçınılmazdır. Şunun altını çizmek gerekir ki aileyi oluşturan temel unsurlar olan anne ve babanın çocukluk dönemindeki durumları, hayatları boyunca karşılaştıkları olaylar, şu anki kişilik yapıları, eğitim durumları, çevre şartlarından etkilenmeleri, toplumsal statüleri gibi birçok konu, ailenin bu gününü ve geleceğini her konuda etkileyecektir. Yani bir anne babanın küçükken başından geçen bir hadise veya anne babasından devamlı olarak gördüğü davranış tarzı onun stres etkenine karşı cevap durumunu, aynı zamanda çocuğuna karşı uyguladığı eğitimi veya gösterdiği tepkiyi etkiler.

2 Aralık 2012 Pazar

Zararlı Alışkanlıklar

Alkol, sigara, uyuşturucu madde gibi zararlı alışkanlıkların tüm dünyada tehlikeli boyutlarda yaygınlaşması ülkemizi de tehdit eden bir problemdir. Lise ve üniversite öğrencileri ile yapılan çalışmalarda zararlı alışkanlıklara başlama yaşının 20 yaşın altına düştüğü görülmüştür.
Zararlı alışkanlıkların yerleşmesini çoğaltan şey toplumların bu alışkanlıklara bakış açısıdır. İslam ülkeleri ve Hindistan da toplumsal olarak alkolü yasaklamaları bireysel düzeyde olumlu sonuç vermemiştir. Çocukları ve gençleri bu maddelerin yarattığı alışkanlıkların etkileri konusunda bilinçlendiren toplumlar alışkanlıkların yerleşmemesinde daha başarılı olmuşlardır.
· Hiçbir alkol bağımlısı bir gün bağımlısı olacağı düşüncesiyle alkole başlamamıştır.
· Paket, paket içilen sigaralarla sağlığını bu kadar tehlikeye atan nikotin bağımlısı sigara içmeye başladığı ilk günlerde belki sadece arkadaşlara özenmek vakit geçirmek, akranları gibi davranmanın dışında bir şey düşünmemiştir.
· Sorunlardan ve kaygılardan kurtulmak için bir doktor kontrolü olmaksızın birkaç yatıştırıcı ilaç alan genç insan bu ilaçlara bağımlı hale geliverdiğini belki de ancak bağımlılık aşamasında fark etmiştir.
· Bu gün sahip olduğu ahlaki değerleri hiçe sayarak kumar tutkusu ile hem kendi hem de yakınlarının yaşamını altüst eden kumar bağımlısı belki de gençlik yıllarında heyecan arayışının ve psikolojik olarak gelişmemişliğinin farkında olsa bu ağır soruna gereken önlemleri kendisi bulabilir.
Gençlik yıllarında ve daha ileriki yaşam içinde kişiliği geliştirmek ve yaşamı çok olumsuz etkileyecek maddeler hakkında bilgi sahibi olmak pek çok genci koruyabilir. (Kasatura, 1998)
Gencin Zararlı Alışkanlıklarla Tanışma Dönemi: Gençlik, değişim ve toplumda yer edinme dönemidir. Genç, doğumdan itibaren bağımlı olduğu anne ve babasından bağımsız hale gelirken arkadaşlarına bağlanır ve onların baskısına açık bir hale gelir. Bu dönemde kimlik gelişimi gerçekleşmekte, toplumsal roller belirginleşmektedir. Bunlarla ilgili yaşanan zorluklar güçsüzlük, yabancılaşma ve isyan duygularını ortaya çıkarır.
Anne ve babadan bağımsız hale gelen genç, davranışlarını bir arkadaş grubu içerisinde deneyerek geliştirir. Arkadaş grubu içinde reddedilme bir genç için en zor durumlardan biridir. Sigara, alkol, tiner, bali gibi herhangi bir zararlı madde kullanımı o arkadaş grubunda kural haline gelmişse, o grubun elamanı olmak için bir şart gibiyse, gruptan dışlanma ya da alay edilme endişesi gence zararlı maddenin etkilerinden daha korkunç gelir. Sigara, alkol, tiner, bali gibi zararlı maddelerin kullanımı bu şekilde kötü arkadaş çevresinin etkisi veya baskısı ile başlamaktadır.
Gençlik döneminde kötü sonuçlar kolaylıkla göz ardı edilmekte ve bana bir şey olmaz düşüncesi oluşmaktadır.
Genç geleceğini düşünmeden o anki zevkini düşündüğü için sigara, alkol, tiner, bali ve esrar gibi zararlı maddelerle kolaylıkla tanışabilmektedir.
Sigara zararlı maddelere başlangıcın ilk basamağıdır. Gençlerdeki alkol bağımlılığının en güçlü belirleyicisi sigaradır. Sigara bağımlısı gençlerin büyük çoğunluğu alkolik değildir. Ama alkolik gençler arasında sigara tiryakisi olmayan yok gibidir.
Esrar en sık kullanılan yasadışı zararlı maddedir ve diğer yasadışı zararlı maddelere geçiş maddesidir. Esrar kullanımı tembellik yapar ve okul başarısını düşürür. Bu sıkıntıyı atlatmak isteyen genç daha çok esrar kullanmaya başlar.
Sigara ile başlayan zararlı madde kullanımı alkol, esrar, bali, tiner gibi maddelerin kullanımı ile devam eder. Genel olarak uçucu maddeler yani tiner, bali ve çakmak gazı gibi maddeler koklama yolu ile özellikle çocuklar tarafından kötüye kullanılmaktadır. Bu uçucu maddelerin çocuklar arasında en fazla kullanılanları bali ve tinerlerdir. Diğer uçucu zararlı maddeler ise tırnak cilası çıkaran maddeler oje, vernik, çakmak gazıdır. Bu maddelerin koklanması insan vücuduna zarar vermektedir. Bu uçucu zararlı maddeleri kullanma yaşı 7-19 yaşlar arasında görülmekle birlikte 4 -6 yaş arası çocuklarda da rastlanmaktadır. Özellikle işsizlik, aile sorunları, toplum dışında kalma, olumsuz benlik algısı ve kısıtlı rahatlama imkânı olanlarda, spor ve hobileri için yetişkin gözetimi olmayanlarda risk yüksektir. Sosyoekonomik düzeyin düşüklüğü, anne babasının alkol veya uyuşturucu kullanımı, arkadaş etkisi, toplum genelinden kopmuş olanlar ve işleri sebebiyle bu maddelerle sık karşılaşanlarda risk yüksektir.
Gençlerin Zararlı Maddelere Başlama Nedenleri
Uyuşturucu bağımlılığının nedenleri karmaşık ve çeşitlidir. Yalnızlık, endişe, acı, mutsuzluk, reddedilme ve gereksinimlerini karşılayamama gibi olumsuzluklardan kaçış nedenlerin başında gelmektedir.
1) Bireye Bağlı Nedenler:
· Bazı araştırmalar madde kullanımına yakın kişilik özelliklerinden bahsetmektedir. Buna göre; düşüncelerde negatiflik, duygularda sık değişim, fevri davranışlar, tatminsizlik ve huzursuzluk ortak özellikler olarak göze çarpmaktadır. Hafif derecede depresyon içinde bulunan bu kişiler kuruntulu ve karamsar bir ruh halindedir.
· Kişilik bozukluklarından paranoid, şizopital ve anti sosyal tip bozukluklarda alkol ve madde kullanmaya yatkınlık sık görülmektedir.
· İçme önerisinin reddedilmesiyle arkadaşın kaybedilme korkusu uyuşturucuya başlama sebebi olabilmektedir. Uyuşturucu kullanmayı geri çeviremeyen gençlerde kendini denetleme ve iç disiplin yeteri kadar gelişmemiştir.
· Uyuşturucu kullanan kişiler duyguların ve bedenin yeni heyecanlar yaşama isteğini, kısa süreli de olsa zevk alma arzusunu çok yoğun yaşarlar. Uyuşturucu kullanmanın tehlikelerinin farkında olsalar da, yatıştıramadıkları bu heyecan isteklerine ve cüret gerektiren deneme arzularına yenik düşerler. Özellikle bana bir şey olmaz düşüncesinin yaygın olduğu ergenlik döneminde risk alıcı davranışların etkisiyle bütün zararlarına rağmen madde kullanmak, çılgınlık yapma yolu olarak görülmekte ve olası kötü sonuçları göz ardı edilmektedir.
· Çoğu zaman gençler kendisini farklı bir birey olarak ortaya koyma ve anne babasının bir kopyası olmadığını gösterme çabasıyla, bağımsızlıklarına ve eğlenceye düşkün, macera seven, yerleşik değerleri ve kuralları çiğneme eğilimi gösteren özellikler sergilerler. Çevre ve geleneklerin baskısını kırma ve onlardan bağımsız olduklarını gösterme isteği madde kullanımında etkili olmaktadır.
· Genç, riskli davranışların kendisini diğerlerinden farklı kıldığını ve akranları tarafından hayranlıkla karşılandığını düşündüğünde davranışın tekrarlanma olasılığı artmaktadır.
· Bazı uyuşturucuların yaratıcılık verdiği, öğrenmeyi kolaylaştırdığı hakkındaki yanlış inanışlar denemeye yol açabilmektedir.
· Ailelerinden normal ilgi ve sevgi gördükleri halde kendi kişiliklerinin buna yatkın olması nedeniyle bazı gençlerde madde kullanımı görülebilmektedir.
2) Anne Babaya Bağlı Nedenler:
Bağımlılık çocukluk çağında ekilen, gençlik ve yetişkinlik çağında gelişen bir davranış biçimidir. Başta anne baba olmak üzere bazı kişilere ya da bu kişilerin yerini alan nesnelere karşı bağımlılık oluşabilir. Çocukluk çağında anne babanın ve toplumsal çevrenin etkisiyle gelişen bağımlılık tohumu bağımlılığı güdü haline getirir. Bunda;
·Anne ve babanın hem birbirleri hem de çocuk ile ilişkisinin bozuk olması,
·Yeterli destek ve sevgi sağlanmadığından çocuğun kendini yalnız hissetmesi
·Çocuğun yaptığı güzel şeylere ilgisiz kalınması veya ödül verilmeyişi,
·Çocuğa çok sık suçluluk duygusu yaşatılması,
·Otoriter, baskıcı veya aşırı koruyucu tutumları,
·Disiplin anlayışında kararsızlık ve tutarsızlık,
·Gencin alkol kullanmasına karşı fazla toleranslı tutum,
·Göç, işsizlik, kayıp ve düşük okul başarısı gibi yaşam stresleri,
·Aile içinde cinsel ya da fiziksel taciz yaşanması,
·Anne ya da babanın veya her ikisinin alkol ve/veya madde kullanması,
·Anne ve babanın boşanmış ya da birinin hayatta olmadığı tek ebeveynli aileler etkili olmaktadır.
3) Çevreye Bağlı Nedenler:
· Ergenlik yıllarında uyuşturucuyu denemede akranların rolü büyüktür. Madde kullanan arkadaş grupları içinde olmak uyuşturucuya bulaşmanın başlıca nedenleri arasında yer alır. Anne babadan bağımsızlaşma sürecindeki genç, davranışlarını grup içerisinde deneyerek geliştirir. Grupta rahat etmek ve saygı duyduğu çocuklara iyi görünmek ister. Grupta belli tarzda davranışın onaylanması bir güvenlik duygusu yaratır. Diğer yandan grup tarafından reddedilmek çok korkutucudur. Genç, madde kullanımının bir norm olduğu grupta yerini kaybetme ve alay edilme endişesi yaşar. Grupta kalabilmek için boyun eğme, inanma, özdeşleşme süreçlerinden bir ya da birkaçını kullanarak grubun ortak amaçlarını ve ilkelerini benimsemeye başlar. Gruptaki davranış kalıbı uyuşturucu almak ise uyuşturucu alır.
· Grup içinde olmaktan mutlu olan, içinde bulunduğu ortamda rol sahibi olduğuna inanan genç insan kendisini başkalarından farklı ve üstün görür. Alkol ve madde kullanımını bir saygınlık simgesi olarak kabul eder. Kendisini ortak kültürden soyutlar, ortak kültüre karşı kızgınlık, nefret gibi duygular besler ve bu duyguların etkisi altında maddeyi kullanması süreklilik kazanabilir.
· Bir toplumda madde kullanımının kabul görmesi madde kullanan kişi sayısının artırır. Örneğin gençler alkol ve madde kullanımına toplumsal olarak kabul edilmiş sigara ve alkolle başlamakta, bağımlı olma riskini taşıyanlar zamanla öteki maddelere geçmektedir.
· Uyuşturucu maddenin çevrede bulunması ve elde edilebilir olması madde kullanımını arttırabilmektedir. Eğer çevrede madde yoksa kullanma olasılığı azalabilir.
Madde Kullanımının Önlenmesinde Anne Babaya Öneriler:
· İyi bir dinleyici olmadığı için çocuğunu anlamayan, kendi değerlerini empoze ederek çocuğun kendi değerlerini geliştirmesine fırsat tanımayan ebeveynlerin ileride çocuklarıyla sorun yaşayacağı bir gerçektir. Anne babanın şefkati, ilgisi, çocuklar ile geçirdiği zaman ve onlara karşı tutumu, madde kullanımını belirleyici etkenler olarak değerlendirilmektedir.
· Ülkemizde yapılan bir araştırmada ailelerin çocuklarının madde kullandığını öğrenmesinin çocukların maddeye alıştıktan iki yıl sonra gerçekleştiği anlaşılmıştır. Bu olgu ailelerin konu ile ilgilisiz olduklarını göstermektedir.
· Uyuşturucu maddeler ve bağımlılık konusunda en önemli risk grubunu gençler oluşturduğu için ailenin önemi çok büyüktür. Anne ve babanın çocuğunun uyuşturucuya bulaşmaması için yapacağı bazı davranış ve girişimler vardır. Bunlar aslında ailenin her koşulda uyması gereken temel kuraldır.
· Her anne baba çocuğu ile güçlü bir sevgi ilişkisi kurmalıdır. Bu sevgi ilişkisi içerisinde çocuğa doğru ve yanlışları öğretmek çok daha kolay olacaktır.
· İyi bir dinleyici olmak ve çocukla duyguların paylaşıldığı bir iletişim kurmak çok önemlidir. Bunun için anne babalar çocuklarını hiç yorum yapmadan, tavsiye ya da yönlendirmede bulunmadan dinleyebilmelidir.
· Aile içi iletişimin kaliteli olması, anne babaların çocuklarının sorunlarından zamanında haberdar olmalarından ve sorunların kemikleşmeden erken müdahaleyle çözümlenmesine imkân sağlar.
· Çocukları bu maddelerden uzak tutma yollarının başında anne babaların bu maddelerden uzak olması gelir.
· Çocuğu eğitmek için koyulan kuralların mantıklı ve birbiriyle tutarlı olmalıdır. Sınırları belirli olan bu kuralları nedenleri çocuğa açıklanmalıdır.
· Uygulanmayan kurallar koymak ilişkiyi bozacağı için kurallar konulduktan sonra mutlaka tam olarak uygulanmalıdır. Kuralların her yerde ve her zaman geçerli olmasına dikkat edilmelidir.
· Ailenin bu konuyu evde konuşmaktan kaçınması sorunu tabu haline getirebilir. Anne babanın kendi çocuğunun uyuşturucu kullanmayacağına ilişkin bir kanıya varıp böyle bir sorun ile karşılaşıncaya kadar beklemesi hata olur.
· Çocukla bu konuda konuşurken hemen bazı öğütler ve kendinden örnekler vermek doğru olmaz. Ebeveynler kimi zaman duymaktan hoşlanmayacakları sözler işitmeye de hazır olmalıdır. Dinlerken anlamaya önem vermek ve çocuğun sözü bitmeden söze başlamamak gerekir.
· Aile kendi değerleri hakkında çocuğa bilgi vermelidir. Çocuğun anlayacağı bir şekilde aile değerleri anlatıldıktan sonra, çocuğun bunları anladığından emin olunmalıdır. Aile değerlerinin dürüstlüğe, sorumluluk almaya, kendini geliştirmeye ve hayata karşı olumlu bakmaya dayandığı ailelerin çocuklarında uyuşturucu kullanımı daha az görülmektedir.
· Ergene arkadaş baskısıyla başa çıkmada yardımcı olmak gerekir. Arkadaş baskısının çok önemli olduğu bu dönemde, arkadaşın sunduğu uyuşturucuyu geri çevirmek özgüvenli ve kendinden emin bir ergen için bile zordur.
· Evde ve dışarıda çocuğun gözlenmesi önemlidir. Anne baba çocuklarının arkadaşlarını ve onların ailelerini tanımaya çalışmalıdır. Gözleme süreci içerisinde suçlayıcı ve yargılayıcı davranışlardan kaçınılmalı, gözlemenin takip etmek olmadığı unutulmamalıdır. Gözlemin, çocuğun bunu ailenin ona olan yakın ilgisi olarak algılayacağı biçimde yapılması gerekir.

Okul Öncesi Eğitim

Günümüzde teknoloji hızla ilerlemektedir. Teknolojinin çok rahat kullanım alanları bulabilen üstün yetenekli makinesi, yani bilgisayar, teknoloji ilerledikçe daha çok geliştirilmekte ve bu durumdan dolayı daha çok kullanılarak yaygınlaşmaktadır. Bilgisayarın yaşamı inkâr edilemez şekilde kolaylaştırdığı ve insanların bu kolaylığı fark ederek bundan yararlandıkları bir gerçektir. Çocuğu, yaşantımıza bu denli giren bilgisayardan izole etmek imkânsız olduğuna göre, onun özellikle eğitim alanında bu makineden en iyi biçimde yarar sağlaması için çaba harcanmalıdır.
Çocukları bilgisayara giderek daha bağımlı hale gelen bir toplumda eğiteceksek ve bunda başarılı olmak istiyorsak, bilgisayarı çocukların eğitiminde en uygun ve en evrensel şekilde kullanmanın yolları bulunmaya çalışılmalıdır. Bilgisayar eğitiminde yıkıcı değil, yapıcı bir araç olarak görülmelidir
Okul öncesi dönem çocuklarının özellikleri gereği bu dönemde bilgisayarı kullanırken çok dikkatli olmamız gerektiği de açıktır.
Bu yaş dönemi çocukları deneyerek ve yaşayarak öğrenir, dikkat süresi kısadır ve dikkati çabuk dağılır. Kavramlara ilişkin bilgisi sınırlıdır. Bu yüzden bu dönemde bilgisayar program içine dahil edilirken hangi alanlarda, nasıl kullanılabilir ve kullanılacak programlar neler olmalıdır? Sorularına iyi yanıt verilmelidir. Şöyle ki;
Bilgisayar, aktif ve sosyal deneyimlerin yerine geçmemelidir. Örneğin çocuk altında- üstünde gibi kavramları öğrenirken, kendisi masanın altına girerek, üstüne oturarak ya da oyuncağını koyarak daha iyi öğrenir. Ancak alfabe, sayı vb. öğretimi gibi alanlarda bilgisayar kullanmak daha eğlenceli olabilir.
Bilgisayar Kullanımının Anaokulu Çocuğu İçin Yararları
Okul öncesi dönemde bilgisayar, özellikle el-göz koordinasyonuna büyük katkı sağlayabilir (farenin kullanımı, boyama, çizim çalışmaları vb. becerisini geliştirir.
Dikkatini yoğunlaştırmada güçlük çeken aşırı hareketli çocuklar ilgi çekici bir program karşısında daha uzun süre kalabilirler. Bu nedenle bilgisayar kullanımı, çocuğun dikkatini yoğunlaştırmasına yardım ederek eğitime katkı sağlayabilir.
Çocuk günlük yaşamında ve eğitimi sırasında öğrendiği pek çok kavramı bilgisayar oyunları ile pekiştirebilir.
Bilgisayar oyunlarında yer alan ve hızlı bir şekilde karar vermeyi gerektiren problemler, çocukta problem çözme becerisinin gelişmesine katkıda bulunabilir.
Küçük çocukların bilgisayar kullanması sırasında mutlaka bilen bir yetişkinin yardımı çok önemlidir. Böylece çocuğun bazı konularda dikkatinin çekilmesi, sorularına cevap verilebilmesi mümkün olabilir.
Bilgisayar, küçük çocukların günlük programında çok sınırlı bir yere sahip olmalıdır, çünkü büyümek ve gelişmek için harekete, konuşmaya arkadaşları ile oyun oynamaya hatta bazen de çatışmaya ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlarının ise bilgisayar ile karşılanması mümkün değildir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız